Kur'an (83. Gün)

  • Araştırmalara göre dünyada en çok konuşulan konu din, en fazla okunanlar ise din kitaplarıdır.
  • Buna rağmen inandığı dinin prensiplerini "kutsal kitabından" öğrenenlerin sayısı pek azdır.
  • Diğer dinlerin bilgileri ise tamamen kulaktan dolmadır ve gereksiz kavgalar üretmektedir.
  • Bu sayfa Kur'an'ın ayetlerini içerir; ancak onu öğretmek veya reklamını yapmak amacı gütmez.
  • Her gün kitabın 1/365'lik kısmı yayınlanarak, daha rahat okunup anlaşılması hedeflenmiştir.
  • Kitapları "şöyle bir" inceleyenler, ana fikir açısından kitaplar arasında kavgaya sebep olacak bir fark göremeyeceklerdir.
Diyanet İşleri Başkanlığı meâli (İniş sırası)
  TAHA
103 Aralarında birbirlerine gizli gizli şöyle derler: "Dünyada sadece on gün kaldınız."
104 Aralarında konuştukları konuyu biz daha iyi biliriz. Onların en olgun ve akıllı olanı o zaman: "Bir günden fazla kalmadınız" der.
105 (Resûlüm!) Sana dağlar hakkında sorarlar. De ki: Rabbim onları ufalayıp savuracak.
106 Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.
107 Orada ne bir iniş, ne de bir yokuş görebileceksin.
108 O gün insanlar, dâvetçiye (İsrafil'e) uyacaklar. Ona karşı yan çizmek yoktur. Artık, çok esirgeyici Allah hürmetine sesler kısılmıştır. Bu yüzden, fısıltıdan başka bir ses işitemezsin.
109 O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez.
110 O, insanların geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Onların ilmi ise bunu kapsayamaz:
111 Bütün yüzler (insanlar), diri ve her şeye hakim olan Allah için eğilip boyun bükmüştür. Zulüm yüklenen ise, gerçekten perişan olmuştur.
112 Her kim, mümin olarak iyi olan işlerden yaparsa, artık o, ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.
113 (Resûlüm!) Biz onu böylece Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda ikazları tekrar tekrar açıkladık. Umulur ki onlar (bu sayede günahtan) korunurlar; yahut da o (Kur'an) kendileri için bir ibret ortaya koyar.
114 Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. Sana O'nun vahyi tamamlanmazdan önce Kur'an'ı (okumakta) acele etme ve "Rabbim, benim ilmimi artır" de.
115 Andolsun biz, daha önce de Âdem'e ahit (emir ve vahiy) vermiştik. Ne var ki o, (ahdi) unuttu. Onda azim de bulmadık.
116 Bir zaman biz meleklere: Âdem'e secde edin! demiştik. Onlar hemen secde ettiler; yalnız İblis hariç. O, diretti.
117 Bunun üzerine: Ey Âdem! dedik, bu, hem senin için hem de eşin için büyük bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra yorulur, sıkıntı çekersin!
118 Şimdi burada senin için ne acıkmak vardır, ne de çıplak kalmak.
119 Yine burada sen, susuzluk çekmeyecek, sıcaktan da bunalmayacaksın.
R. İhsan Eliaçık Meâli (İniş sırası)
  TAHA
103 Kendi aralarında: "Daha on gün bile olmadı" diye fısıldaşacaklar.
104 En akıllıları "Bir gün bile olmadı" dediği zaman, ne diyeceklerini biz biliriz.
105 Sana dağlar hakkında soruyorlar. Onlara söyle: "Rabbim onları un ufak edip savuracak."
106 "Yerlerini dümdüz, boş bir halde bırakacak."
107 Orada ne bir kıvrım, ne de bir tepe göremeyeceksin.
108 O gün bir sese çaresiz uyacaklar. Öyle ki Rahman'ın görkeminden sesler kısılacak. Mırıldanmalardan başka bir şey işitmeyeceksin.
109 O gün Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başka, hiç kimsenin arabuluculuğu fayda vermeyecek.
110 Çünkü Allah onların geleceklerini de bilir geçmişlerini de... Fakat onların bilgisi O'nu kuşatamaz.
111 O dipdiri yaşam kaynağı ve yarattıkları üzerinde titreyenin önünde yüzler saygıyla eğilecek. Üzerinde kul hakkıyla gelenin soluğu kesilecek.
112 Her kim de iman ederek iyilik, güzellik, doğruluk için çalışmışsa, ne haksızlığa uğramaktan, ne de hakkının yenmesinden korkmasına gerek kalmayacak.
113 İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik. Onda her tür uyarıyı apaçık yaptık ki belki onu okuyan, Allah'ın öfkesini çekmekten sakınır veya titreyip kendine döner.
114 Demek ki mülkün gerçek sahibi olan Allah yüceler yücesidir. Dolayısıyla vahyi bütünüyle okumadan Kur'an'dan sonuç çıkarmada acele etme ve "Rabbim bilgimi artır" de...
115 İyi dinleyin..! Çağlar öncesinde Âdem'e bir emir vermiştik, ama o unutmuştu. Onda bir dirayet bulmamıştık.
116 Meleklere "Âdem'i selâmlayın" deyince hemen selâmlamışlar, ancak İblis diretmişti.
117 Bunun üzerine biz de "Ey Âdem... Bu, sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi o yemyeşil diyardan çıkarmasın, sonra perişan olursunuz" dedik.
118 "Çünkü orada ne aç ne de açıkta kalırsınız."
119 "Ne susarsınız ne de güneşte yanarsınız" dedik.