Kur'an (70. Gün)

  • Araştırmalara göre dünyada en çok konuşulan konu din, en fazla okunanlar ise din kitaplarıdır.
  • Buna rağmen inandığı dinin prensiplerini "kutsal kitabından" öğrenenlerin sayısı pek azdır.
  • Diğer dinlerin bilgileri ise tamamen kulaktan dolmadır ve gereksiz kavgalar üretmektedir.
  • Bu sayfa Kur'an'ın ayetlerini içerir; ancak onu öğretmek veya reklamını yapmak amacı gütmez.
  • Her gün kitabın 1/365'lik kısmı yayınlanarak, daha rahat okunup anlaşılması hedeflenmiştir.
  • Kitapları "şöyle bir" inceleyenler, ana fikir açısından kitaplar arasında kavgaya sebep olacak bir fark göremeyeceklerdir.
Diyanet İşleri Başkanlığı meâli (İniş sırası)
  FÂTIR
25 Eğer seni yalanlıyorlarsa (üzülme), onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. (Oysa ki) peygamberleri onlara açık âyetler (mucizeler), sahifeler ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.
26 Sonra ben, o inkâr edenleri yakaladım. (Bak ki) cezam nasıl oldu!
27 Görmedin mi Allah gökten su indirdi. Onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, degişik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık).
28 İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır.
29 Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık sarfedenler, asla zarara uğramayacak bir kazanç umabilirler.
30 Çünkü Allah, onların mükâfatlarını tam öder ve lütfundan onlara fazlasını da verir. Şüphesiz O, çok bağışlayan, şükrün karşılığını bol bol verendir.
31 Sana vahyettiğimiz kitap, kendinden öncekini (semavi kitapları) doğrulayıcı olarak gelen gerçektir. Allah, kullarının (her halinden) haberdardır, görendir.
32 Sonra Kitab'ı, kullarımız arasından seçtiklerimize verdik. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazilet budur.
33 (Onların mükâfatı), içine girecekleri Adn cennetleridir. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Orada giyecekleri elbiseleri de ipektir.
34 (Cennette şöyle) derler: Bizden tasayı gideren Allah'a hamdolsun. Doğrusu Rabbimiz çok bağışlayan, çok nimet verendir.
35 O (Rab) ki lütfuyla bizi asıl oturulacak yurda (cennete) yerleştirdi. Artık orada bize ne bir yorgunluk dokunacak ne de orada bize bir usanç gelecektir.
36 İnkâr edenlere de cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler, cehennem azabı da onlara biraz olsun hafifletilmez. İşte biz, küfürde ileri giden her nankörü böyle cezalandırırız.
37 Onlar orada: Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine iyi işler yapalım! diye feryad ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? (Niçin inanmadınız?) Şimdi tadın (azabı)! Zalimlerin yardımcısı yoktur.
38 Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. O, kalplerin içinde ne varsa onu da hakkıyla bilendir.
39 Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur. Onun için kim inkâr ederse, inkârı kendi zararınadır. Kâfirlerin küfrü, Rableri katında kendileri için ancak gazabı arttırır. Kâfirlerin küfrü, kendilerine ziyandan başka bir şey getirmez.
40 De ki: Allah'ı bırakıp da taptığınız, ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana! Onlar yerdeki hangi şeyi yarattılar! Yoksa onların göklerde mi bir ortaklıkları var! Yahut biz onlara, (bu hususta) bir kitap mı verdik de onlar, o kitaptaki bir delile dayanıyorlar? Hayır! O zalimler birbirlerine, aldatmadan başka bir şey vâdetmiyorlar.
41 Şüphesiz Allah gökleri ve yeri, nizamları bozulmasın diye tutuyor. Andolsun ki onların nizamı eğer bir bozulursa, kendisinden başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halîmdir, çok bağışlayıcıdır.
R. İhsan Eliaçık Meâli (İniş sırası)
  FATIR
25 Seni yalanlıyorlarsa, önceki çağlarda yaşayanlan da yalanlamışlardı. Onlara da elçileri, apaçık beyanlar, sayfalar ve aydınlatıcı kitapla gelmişlerdi.
26 Sonunda hakkı örtüp / yok etmek isteyerek beni dışlayanları kıskıvrak yakaladım. Benim onları dışlamam nasıl olurmuş gördüler.
27 Allah'ın yukarıdan su indirip onunla rengârenk meyveler bitirdiğini, dağları beyaz, kırmızı, siyah ve rengârenk desenlerle bezediğini görmüyor musunuz?
28 İnsanların, sürüngenlerin ve hayvanların da aynı şekilde rengârenk olduğunu görmüyor musunuz? Kulları arasında ancak bilgi sahipleri Allah'ın korku ve titremesini içlerinde duyarlar. Allah güçlüdür, bağışlayıcıdır.
29 Allah'ın kitabını okuyup ardınca gidenler, destekleşme / dayanışma faaliyetlerine can-ı gönülden devam edenler, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık verenler, asla zarar etmeyecek bir alışveriş yaptıklarını umabilirler.
30 Çünkü Allah, mükâfatlarını kendilerine tamamen ödedikten başka, engin cömertliğinden onlara daha fazlasını verecektir. Çünkü O hem bağışlayan, hem de şükrün karşılığını bolca verendir.
31 Unutmayın ki elinizdeki vahyolunmuş bu kitap, önceki çağlardan doğru namına ne kalmışsa hepsini sürdüren haktir. Allah kullarından haberdardır, her şeyi görüp gözetendir.
32 Biz bu kitaba, kullarımızdan süzüp seçtiklerimizi varis kıldık. Onlardan da kendilerine zulmedenler, dengeli ve tutarlı hareket edenler ve Allah'ın izniyle iyiliklerde en ön safta olanlar vardı; asıl büyüklük ve erdem de işte budur.
33 Onlar cennetlerin orta yerine girecekler, orada altın bilezik ve incilerle süslenip ipekten elbiseler giyecekler.
34 Şöyle diyecekler: "Bizden o endişeli bekleyişi gideren Allah'ı ne kadar övsek azdır. Rabbimiz çok bağışlayan ve şükrün karşılığını bolca verendir; bundan hiç şüphemiz yok."
35 "O engin cömertliğiyle bize buraları yurt yaptı. Burada hiç yorulmadan, hiç usanmadan yaşacağız."
36 Kâfirlere gelince cehennem ateşi onları bekliyor. Orada ölmelerine izin verilmeyecek. Çektikleri azap da hafifletilmeyecek. İşte her nankör kâfirin bizden göreceği karşılık budur.
37 Bu nankör kâfirler orada şöyle feryat edecekler: "Ey Rabbimiz, ne olur bizi buradan çıkar, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Kendimizi iyiliğe, güzelliğe, doğruluğa adayacağız!" Onlara: "Madem bu kadar düşünceliydiniz, size dünyada düşünmeye yetecek kadar ömür vermedik mi ki? Üstelik sizi düşünmeye çağıran da gelmişti. Artık çok geç, tadın azabı. Zâlimleri kurtaracak yoktur" denilecek.
38 Allah göklerin ve yerin sırrını bilendir. O bütün sinelerin özünü bilir.
39 Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur. Şu halde kim kâfirlik ederse kendi aleyhine kâfirlik etmiş olur. Kâfirlik edip durmak Rablerinin öfkesini daha fazla çekmekten başka bir işe yaramaz. Kâfirlik hüsrandan başka bir şey getirmez.
40 Haykır yüzlerine: "Söyler misiniz, Allah'tan başka yalvarıp durduğunuz ortaklarınız yeryüzünün hangi parçasını yaratmışlar? Yoksa onlar göklerden hisse mi aldılar? Yahut kendilerine yazılı bir senet vermişiz de delil olarak o mu var ellerinde? Hayır! O zâlimler kendi aralarında kurmuşlar bir düzen, birbirlerini aldatmaktan başka bir şey yapmıyorlar.
41 Gökleri ve yeri yıkılmasınlar diye Allah tutuyor. Eğer yıkılmaya başlasalar onları O'ndan başka kimse tutamaz. Allah gerçekten çok hoşgörülü, çok bağışlayandır.