- Araştırmalara göre dünyada en çok konuşulan konu din, en fazla okunanlar ise din kitaplarıdır.
- Buna rağmen inandığı dinin prensiplerini "kutsal kitabından" öğrenenlerin sayısı pek azdır.
- Diğer dinlerin bilgileri ise tamamen kulaktan dolmadır ve gereksiz kavgalar üretmektedir.
- Bu sayfa Kur'an'ın ayetlerini içerir; ancak onu öğretmek veya reklamını yapmak amacı gütmez.
- Her gün kitabın 1/365'lik kısmı yayınlanarak, daha rahat okunup anlaşılması hedeflenmiştir.
- Kitapları "şöyle bir" inceleyenler, ana fikir açısından kitaplar arasında kavgaya sebep olacak bir fark göremeyeceklerdir.
Kur'an (120. Gün)
Diyanet İşleri Başkanlığı meâli (İniş sırası) |
|
| el-KASAS | |
| 52 | Ondan (Kur an'dan) önce kendilerine kitap verdiklerimiz, ona da iman ederler. |
| 53 | Onlara (Kur'an) okunduğu zaman: Ona iman ettik. Çünkü o Rabbimizden gelmiş hakikattir. Esasen biz daha önce de müslüman idik, derler. |
| 54 | İşte onlara, sabretmelerinden ötürü, mükâfatları iki defa verilecektir. Bunlar kötülüğü iyilikle savarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan da Allah rızası için harcarlar. |
| 55 | Onlar, boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size. Size selam olsun. Biz kendini bilmezleri (arkadaş edinmek) istemeyiz, derler. |
| 56 | (Resûlüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir. |
| 57 | "Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız" dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. |
| 58 | Biz, refahından şımarmış nice memleketi helâk etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Onlara biz vâris olmuşuzdur. |
| 59 | Rabbin, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamberi memleketlerin ana merkezine göndermedikçe, o memleketleri helâk edici değildir. Zaten biz ancak halkı zalim olan memleketleri helâk etmişizdir. |
| 60 | Size verilen şeyler, dünya hayatının geçim vasıtası ve süsüdür. Allah katında olanlar ise, daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâla buna aklınız ermeyecek mi? |
| 61 | Şu halde, kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve ardından ona kavuşan kimse, (sırf) dünya hayatının geçici menfaat ve zevkini yaşattığımız, sonra kıyamet gününde (azap için) huzurumuza getirilenler arasında bulunan kimse gibi midir? |
| 62 | O gün Allah onları çağırarak: Benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz hani nerede? diyecektir. |
| 63 | (O gün) aleyhlerine söz (hüküm) gerçekleşmiş olanlar: Rabbimiz! Şunlar azdırdığımız kimselerdir. Biz nasıl azmışsak onları da öylece azdırdık (yoksa onları zorlayan bir gücümüz yoktu. Onların suçlarından) berî olduğumuzu sana arzederiz. Zaten onlar aslında bize tapmıyorlardı (kendi arzularına tapıyorlardı), derler. |
| 64 | "(Allah'a koştuğunuz) ortaklarınızı çağırın!" denir, onlar da çağırırlar; fakat kendilerine cevap vermezler ve (karşılarında) azabı görürler. Ne olurdu (dünyada iken) doğru yola girselerdi! |
| 65 | O gün Allah onları çağırarak: Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyecektir. |
| 66 | İşte o gün onlara bütün haberler körleşmiştir (delilleri tükenmiş, söyleyecek sözleri kalmamıştır); onlar birbirlerine de soramayacaklardır. |
| 67 | Fakat tevbe eden, iman edip iyi işler yapan kimseye gelince, onun kurtuluşa erenler arasında olması umulur. |
| 68 | Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir ve şânı yücedir. |
R. İhsan Eliaçık Meâli (İniş sırası) |
|
| KASAS | |
| 52 | Şu halde önceki çağlarda kendilerine kitap verdiklerimiz buna da iman etmek durumundadırlar. |
| 53 | Bu nedenle böylesi kimseler sözü duyunca hemen: "Biz buna iman ettik. Bu Rabbimizden gelen haktir. Zaten biz ondan önce de Müslümanlar idik." derler. |
| 54 | İşte bunlara, güçlüklere göğüs germelerine karşılık mükâfatları iki kat verilecektir. Bunlar kötülüğü iyilkle savarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan sırf iyilik için verirler. |
| 55 | Onlar boş ve anlamsız söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler ve: "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size. Size selam olsun. Bizim cahil cühela ile işimiz olmaz." derler. |
| 56 | Açıkçası sen, her sevdiğini doğru yolda yürütemezsin. Fakat Allah lâyık gördüğünü doğru yolda yürütür ve kimin doğru yolda yürümeye lâyık olduğunu en iyi O bilir. |
| 57 | Bir de: "Haklısın, ama biz seninle birlik olur doğru yolda yürürsek yerimizden yurdumuzdan olur, dışlanırız." diyenler var. Oysa katımızdan bir rızık olarak her türlü ürünün sayesinde ayaklarına kadar getirildiği bu güvenli ve tertemiz yeri onlara yurt yapmadık mı? Fakat çoğu bunun farkında bile değil. |
| 58 | Şunu iyi bilsinler ki rahat ve lüks içinde şımarmış nice memleketleri helak etmişizdir. Yaşadıkları yerlere bir bakın; yerlerinde yeller esiyor. Herkes bir şekilde göçüp gittikten sonra sonsuza dek yaşayacak olan biziz, biz..! |
| 59 | Unutma ki Rabbin, ana uygarlık merkezlerine ayetlerini okuyan bir peygamber göndermedikçe onlan helak etmez. Biz, hiçbir uygarlığı zulme sapmadıkça durduk yere tarihten silmiş değiliz. |
| 60 | Size verilen şeyler dünya hayatının geçici zevki ve süsüdür. Allah katında kazanılanlar ise hem daha hayırlı hem de kalıcıdır. Bu akıl tutulması neden? |
| 61 | Kendisine, yerine getirildiğini göreceği güzel bir söz verdiğimiz kimse; dünya hayatının geçici zevkini yaşatıp kıyamet gününde huzurumuza çıkaracağımız kimse gibi olur mu? |
| 62 | Hele onları çağırıp da: "Nerede bana yakıştırdığınız ortaklarım?" diyeceği gün. |
| 63 | Söz üzerlerine hak olanlar: "Ey Rabbimiz, işte azdırdığımız kimseler. Biz onları kendi azdığmız gibi azdırdık. Fakat biz masumuz. Onlar bize değil kendi heva ve heveslerine tapıyorlardı. " diyecekler |
| 64 | Onlara: "Haydi, yalvarın koştuğunuz o ortaklara!" denecek. Y alvaracaklar, fakat onlar kendilerine cevap vermeyecek. Bilakis azaptan alacaklar cevabı: "Vaktiyle doğru yolda yürüselerdi ya!" |
| 65 | Hele onlara haykırıp da: "Gönderilen elçilere ne cevap verdiniz?" diyeceği gün... |
| 66 | Artık onlar için bütün kapılar kapanmış olacak. Birbirilerine soru bile soramayacaklar. |
| 67 | Ancak tövbe ederek iman eden, iyiye, güzele, doğruya kendini adamış olan kimse, işte o kurtulmayı umabilir. |
| 68 | Rabbin dilediğini yaratır ve onlar için en hayırlı olanı seçer. Allah, onların ortak koşmalarından uzaktır, yüceler yücesidir. |
WhatsApp ile iletişim