- Araştırmalara göre dünyada en çok konuşulan konu din, en fazla okunanlar ise din kitaplarıdır.
- Buna rağmen inandığı dinin prensiplerini "kutsal kitabından" öğrenenlerin sayısı pek azdır.
- Diğer dinlerin bilgileri ise tamamen kulaktan dolmadır ve gereksiz kavgalar üretmektedir.
- Bu sayfa Kur'an'ın ayetlerini içerir; ancak onu öğretmek veya reklamını yapmak amacı gütmez.
- Her gün kitabın 1/365'lik kısmı yayınlanarak, daha rahat okunup anlaşılması hedeflenmiştir.
- Kitapları "şöyle bir" inceleyenler, ana fikir açısından kitaplar arasında kavgaya sebep olacak bir fark göremeyeceklerdir.
Kur'an (112. Gün)
Diyanet İşleri Başkanlığı meâli (İniş sırası) |
|
| en-NEML | |
| 9 | Ey Musa! İyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah'ım! |
| 10 | Asânı at! Musa (asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Kendisine dedik ki): Ey Musa! Korkma; çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz. |
| 11 | Ancak, kim haksızlık eder, sonra, işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim. |
| 12 | Elini koynuna sok da kusursuz bembeyaz çıksın. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git). Çünkü onlar artık yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır. |
| 13 | Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler. |
| 14 | Kendileri de bunlara yakînen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak! |
| 15 | Andolsun ki biz, Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar: Bizi, mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun, dediler. |
| 16 | Süleyman Davud'a vâris oldu ve dedi ki: Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur. |
| 17 | Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil orduları toplandı; hepsi birarada (onun tarafından) düzenli olarak sevkediliyordu. |
| 18 | Nihayet Karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin! dedi. |
| 19 | (Süleyman) onun sözünden dolayı gülümsedi ve dedi ki: Ey Rabbim! Beni, gerek bana gerekse ana-babama verdiğin nimete şükretmeye ve hoşnut olacağın iyi işler yapmaya muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat. |
| 20 | (Süleyman) kuşları gözden geçirdi ve şöyle dedi: Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı? |
| 21 | Ya bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirecek ya da onun canını iyice yakacağım yahut onu boğazlayacağım! |
| 22 | Çok geçmeden (Hüdhüd) gelip: Ben, dedi, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe'den sana çok doğru (ve önemli) bir haber getirdim. |
| 23 | Gerçekten, onlara (Sebe'lilere) hükümdarlık eden, kendisine her şey verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadınla karşılaştım. |
| 24 | Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için doğru yolu bulamıyorlar. |
| 25 | (Şeytan böyle yapmış ki) göklerde ve yerde gizleneni açığa çıkaran, gizlediğinizi ve açıkladığınızı bilen Allah'a secde etmesinler. |
R. İhsan Eliaçık Meâli (İniş sırası) |
|
| NEML | |
| 9 | "Ey Musa, benim! O daima güçlü ve bilge olan Allah..." |
| 10 | "Bırak asanı." O da ne? Musa asanın çevik bir yılan gibi kıvrıldığını görünce dönüp kaçtı. Arkasına bile bakmadı. "Ey Musa korkma, çünkü elçiler benim huzurumda korkmaz." |
| 11 | "Ancak kim zalimlik yapar, sonra da yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse beni bağışlayıcı, sevgi ve merhamet kaynağı olarak bulur." |
| 12 | "Şimdi de elini koynuna sok. Bembeyaz, kusursuz çıksın. Firavun ve adamlarına şu dokuz ayeti ilet. Çünkü onlar iyice yoldan çıktılar." |
| 13 | Gerçeği bütün açıklığı ile ortaya koyan ayetlerimiz gelince: "Bunlar apaçık büyüleyici lâflar" dediler. |
| 14 | Vicdanları bunların doğruluğuna kesin kanaat getirdiği halde, sırf zalimliklerinden ve kibirlenmelerinden dolayı inkâr ettiler. Fakat hele bak bozguncuların sonu ne oldu... |
| 15 | İyi dinleyin! Davut'a ve Süleyman'a bilgi verdik. İkisi de: "Bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a hamdolsun" dediler. |
| 16 | Süleyman, Davut'un yerine geçti: "Ey insanlar... Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden verildi. Bu apaçık lütuftur" dedi. |
| 17 | Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan orduları, Süleyman'ın huzurunda toplandı. Hepsi düzenli birlikler halinde ilerliyordu. |
| 18 | Öyle ki karınca vadisine gelince bir karınca: "Ey karıncalar!" dedi. "Evlerinize girin, Süleyman ve ordusu farkında olmayarak sizi ezmesin." |
| 19 | O da, onun bu sözünden dolayı gülercesine tebessüm etti ve: "Ey Rabbim... Beni nefsime hâkim kıl ki bana ve anama-babama verdiğin nimetlere şükredeyim ve hoşnut olacağın iyi, güzel, doğru işler yapayım. Üzerimden sevgi ve merhametini eksik etme. Beni iyilik, güzellik, doğruluk için çalışan kulların arasına kat " dedi. |
| 20 | Derken kuşları denetlerken: "Hüdhüd'ü göremiyorum. Yoksa kayıpara mı karıştı?" |
| 21 | "Eğer böyleyse karşıma inandırıcı bir mazeretle çıkmadığı takdirde, onu şiddetle cezalandıracağım veya boynunu vuracağım" dedi. |
| 22 | Derken çok geçmeden Hüdhüd geldi ve: "Senin bilmediğin nice şeyler öğrendim. Hele gel, Sebe'den doğru haberlerim var" dedi. |
| 23 | Ve devam etti: "Orayı bir kraliçenin yönettiğini gördüm. Hemen her şeyi var. Çok güçlü bir devlet kurmuş." |
| 24 | "Ancak o ve halkı, Allah'a değil Güneş'e tapıyor. Şeytan onlara yaptıklarını güzel göstermiş. Onları yoldan çıkarmış, bu yüzden doğru yolu bulamıyorlar." |
| 25 | "Göklerde ve yerde gizli olan her şeyi ortaya çıkaran, gizli açık her şeylerini bilen Allah'a secde etmeye yanaşmıyorlar." |
WhatsApp ile iletişim