Kur'an (60. Gün)

  • Araştırmalara göre dünyada en çok konuşulan konu din, en fazla okunanlar ise din kitaplarıdır.
  • Buna rağmen inandığı dinin prensiplerini "kutsal kitabından" öğrenenlerin sayısı pek azdır.
  • Diğer dinlerin bilgileri ise tamamen kulaktan dolmadır ve gereksiz kavgalar üretmektedir.
  • Bu sayfa Kur'an'ın ayetlerini içerir; ancak onu öğretmek veya reklamını yapmak amacı gütmez.
  • Her gün kitabın 1/365'lik kısmı yayınlanarak, daha rahat okunup anlaşılması hedeflenmiştir.
  • Kitapları "şöyle bir" inceleyenler, ana fikir açısından kitaplar arasında kavgaya sebep olacak bir fark göremeyeceklerdir.
Diyanet İşleri Başkanlığı meâli (İniş sırası)
  YÂSÎN
15 Elçilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahmân, herhangi bir şey indirmedi. Siz ancak yalan söylüyorsunuz.
16 (Elçiler) dediler ki: Rabbimiz biliyor; biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.
17 "Bizim vazifemiz, açık bir şekilde Allah'ın buyruklarını size tebliğ etmekten başka bir şey değildir" dediler.
18 (Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.
19 Elçiler şöyle cevap verdi: Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. Size nasihat ediliyorsa bu uğursuzluk mudur? Bilakis, siz aşırı giden bir milletsiniz.
20 Derken şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. "Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyunuz!"
21 "Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir."
22 "Bana ne olmuş ki, beni yaratana ibadet etmeyecekmişim! Halbuki, hepiniz O'na döndürüleceksiniz."
23 "O'ndan başka tanrılar mı edineyim? O çok esirgeyici Allah, eğer bana bir zarar dilerse onların (putların) şefâati bana hiçbir fayda vermez, beni kurtaramazlar."
24 "İşte o zaman ben apaçık bir sapıklığın içine gömülmüş olurum."
25 "Şüphesiz ben, Rabbinize inandım, beni dinleyin."
26 Ona: Cennete gir" denilince. "Keşke, dedi, kavmim bilseydi!"
27 "Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını !"
28 Biz ondan sonra, onun milletini helâk etmek için üzerlerine gökten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de değildik.
29 (Onları helâk eden) korkunç sesten başka bir şey değildi. Birdenbire sönüverdiler.
30 Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.
31 Müşrikler görmüyorlar mı ki, onlardan önce nice kavimler helâk ettik. Onlar tekrar dönüp de bunlara gelmezler.
R. İhsan Eliaçık Meâli (İniş sırası)
  YASİN
15 Onlar: "Siz bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz. Hem Rahman hiçbir şey indirmedi. Bütün bunlar yalan" dediler.
16 Elçiler: "Rabbimiz biliyor, biz size gönderilmiş elçileriz."
17 Açıkça tebliğden ötesi, bizim üstümüze vazife değildir" dediler.
18 Onlar: "Siz bizim bahtımızı kararttınız. Eğer bu işe bir son vermezseniz sizi taşa tutarız ve çok fena yaparız; kesinlikle" dediler.
19 Elçiler: "Bahtınız kendi elinizdedir. Aklınızı başınıza toplamanız istense de, öyle mi? Tam tersi siz kendi kendinizi bitiriyorsunuz" dediler.
20 O esnada şehrin uzak taraflarından bir adam koşarak geldi ve: "Ey halkım, o elçilere uyun."
21 "Onlar doğru yoldalar. Sizden maddî bir karşılık da beklemiyorlar, uyun onlara."
22 "Neden derseniz, beni yaratana niçin ibadet etmeyeyim? Zaten dönüp dolaşıp O'na gitmeyecek miyiz?"
23 "O'ndan başka ilâhlara neden tapayım? Eğer O Rahman, beni bir sıkıntıya düşürürse, onların aracı olmaya kalkışmaları hiçbir işe yaramaz ve beni asla kurtaramazlar."
24 "Doğrusu böylesi bir durumda açıkça sapıtmış olurum."
25 "Ben Rabbinize iman ettim; gelin dinleyin beni."
26 "Gir cennete! " denildi. O: "Ah, keşke halkım bilseydi."
27 "Rabbimin beni bağışladığını ve beni saygın bir yere koyacağını..."
28 Bundan sonra halkının üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.
29 Olan sadece korkunç bir gürlemeydi. Olduklan yere yığılıp kaldılar.
30 Kendilerine gelen her peygamberi alaya alan kullara yazıklar olsun.
31 Geçmiş çağlardan beri helak ettiğimiz nice nesillere dönüp bir bakmazlar mı? Giden gelmiyor, görmüyorlar mı?