Kur'an (272. Gün)

  • Araştırmalara göre dünyada en çok konuşulan konu din, en fazla okunanlar ise din kitaplarıdır.
  • Buna rağmen inandığı dinin prensiplerini "kutsal kitabından" öğrenenlerin sayısı pek azdır.
  • Diğer dinlerin bilgileri ise tamamen kulaktan dolmadır ve gereksiz kavgalar üretmektedir.
  • Bu sayfa Kur'an'ın ayetlerini içerir; ancak onu öğretmek veya reklamını yapmak amacı gütmez.
  • Her gün kitabın 1/365'lik kısmı yayınlanarak, daha rahat okunup anlaşılması hedeflenmiştir.
  • Kitapları "şöyle bir" inceleyenler, ana fikir açısından kitaplar arasında kavgaya sebep olacak bir fark göremeyeceklerdir.
Diyanet İşleri Başkanlığı meâli (İniş sırası)
  en-NAHL
105 Allah'ın âyetlerine inanmayanlar, ancak yalan uydurur. İşte onlar, yalancıların kendileridir.
106 Kim iman ettikten sonra Allah'ı inkâr ederse -kalbi iman ile dolu olduğu halde (inkâra) zorlanan başka- fakat kim kalbini kâfirliğe açarsa, işte Allah'ın gazabı bunlaradır; onlar için büyük bir azap vardır.
107 Bu (azap), onların dünya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah'ın kâfirler topluluğunu hidayete erdirmemesinden ötürüdür.
108 İşte onlar Allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Ve onlar gafillerin kendileridir.
109 Hiç şüphesiz onlar ahirette ziyana uğrayanların ta kendileridir.
110 Sonra şüphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret edip, ardından da sabrederek cihad edenlerin yardımcısıdır. Bütün bunlardan sonra Rabbin elbette çok bağışlayan, pek esirgeyendir.
111 O gün, herkes gelip kendi canını kurtarmak için uğraşır ve herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenir, onlara asla zulmedilmez.
112 Allah, (ibret için) bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıklarından ötürü açlık ve korku sıkıntısını tattırdı.
113 Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
114 Artık, Allah'ın size verdiği rızıktan helâl ve temiz olarak yeyin, eğer (gerçekten) yalnız Allah'a ibadet ediyorsanız, onun nimetine şükredin.
115 (Allah) size, sadece ölü hayvanı kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanı haram kıldı. Ancak kim mecbur kalırsa (başkalarının haklarına) saldırmaksızın, sınırı da aşmadan (bunlardan yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.
116 Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak "Bu helâldir, şu da haramdır" demeyin, çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.
117 (Kazandıkları) pek az bir menfaattir. Halbuki onlar için elem verici bir azap vardır.
118 Sana anlattıklarımızı, daha önce, yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmedik, fakat, onlar kendilerine haksızlık ediyorlardı.
119 Sonra şüphesiz Rabbin, cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra da bunun ardından tevbe edip durumunu düzeltenleri (bağışlayacaktır). Çünkü onlar tevbe ettikten sonra Rabbin elbet çok bağışlayan, pek esirgeyendir.
120 İbrahim, gerçekten Hakk'a yönelen, Allah'a itaat eden bir önder idi; Allah'a ortak koşanlardan değildi.
121 Allah'ın nimetlerine şükrediciydi. Çünkü Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.
R. İhsan Eliaçık Meâli (İniş sırası)
  NAHL
105 Yalanı Allah'ın ayetlerine inanmayanlar uydurur, asıl yalancı onlardır.
106 Kim imanından sonra Allah'a nankörlük ederse, kalbi imanla dopdolu olduğu halde zorlanan hariç, kim böyle küfre göğsünü açarsa Allah'ı çok kızdırmış olur. Bunu yapanları büyük bir azap bekliyor.
107 Bunun sebebi, onların dünya hayatını sevip onu ahirete tercih etmiş olmalarıdır. Allah kâfirler güruhunu doğru yolda yürütmez.
108 İşte... Allah'ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimseler bunlardır. Çünkü onlar duygusuz, kör ve sağır olmayı tercih ettiler.
109 Açıkçası onlar ahirette tümden kaybedecekler.
110 Senin Rabbin ağır baskıların ardından hicret edenlerle, mücadeleyi bırakmayanlarla ve güçlüklere göğüs gerenlerle birliktedir. Rabbin artık tabii ki onları bağışlayacak, sevgi ve merhametini eksik etmeyecektir.
111 Herkesin kendi canını kurtarmak için çalışacağı, yaptığının karşılığını tastamam bulacağı ve hiç kimsenin haksızlığa uğramayacağı o gün...
112 Allah, konuyu bir örnekle açıklıyor: Bir şehir düşünün... Halkı güven ve huzur içinde yaşıyor. Bolluk ve refah içinde yüzüyorlar. Gelin görün ki, Allah'ın nimetlerine nankörlük ediyorlar. Derken yaptıklarına karşılık Allah onları açlık ve korkuyla tanıştırıyor.
113 Üstelik onlara içlerinden bir peygamber de geliyor. Onu bütün bunlar yalan diye dışlıyorlar. Derken bir afet, nankörlük edip dururlarken onları kıskıvrak yakalayıveriyor.
114 Şu halde Allah'ın size verdiği rızıkiardan helal ve hoş olarak yiyin de Allah'ın nimetine şükredin. Eğer gerçekten O'nun için çalışıp ibadet etmek diye bir derdiniz varsa...
115 Allah size ancak ölüyü, kanı, domuz etini, bir de Allah'tan başkasının adına kesileni yasaklıyor. Fakat kim de çaresiz kalırsa, başka çaresizin hakkını yemeksizin ve haddi aşmaksızın yiyebilir. Allah çok bağışlayıcıdır, sevgi ve merhamet kaynağıdır.
116 Dilinize geldiği gibi konuşarak, yalan yanlış "şu helal, bu haram" deyip durmayın. Böyle yaparsanız Allah adına yalan uydurmuş olursunuz. Allah adına yalan uyduranlar ise asla kurtulamaz.
117 Bu, az bir çıkar için acı bir azabı tatmak olur.
118 Yahudilere de daha önce sana bu anlattıklarımızı haram kılmıştık. Biz onlara haksızlık yapmadık fakat onlar kendi kendilerine haksızlık ediyorlardı.
119 Senin Rabbin, cahillik yapıp kötülüğe bulaşan fakat arkasından pişman olup düzelen kimselerin yanındadır. Rabbin böyle birisini tabiî ki bağışlar, sevgi ve merhametle karşılar.
120 doğrusu, İbrahim sağduyu sahibi, Allah için ayağa kalkmış bir önderdi. Asla ortak koşanlardan değildi.
121 Çünkü İbrahim, kendisini seçerek doğruluk ve dürüstlük yolunda yürümesini sağlayan Allah'a şükranlık hisleriyle dopdoluydu.