| |
DANİEL |
| 2/40 |
Dördüncü krallık demir gibi güçlü olacak. Çünkü demir her şeyi kırıp ezer. Demir gibi tümünü kırıp parçalayacak. |
| 2/41 |
Ayaklarla parmakların bir kesiminin çömlekçi kilinden, bir kesiminin demirden olduğunu gördün; yani bölünmüş bir krallık olacak bu. Öyleyken onda demirin gücü de bulunacak, çünkü demiri kille karışık gördün. |
| 2/42 |
Ayak parmaklarının bir kesimi demirden, bir kesimi kilden olduğu gibi, krallığın da bir bölümü güçlü, bir bölümü zayıf olacak. |
| 2/43 |
Demirin kille karışık olduğunu gördüğüne göre halklar evlilik bağıyla birbirleriyle karışacaklar, ama demirin kil ile karışmadığı gibi onlar da birbirine bağlı kalmayacaklar. |
| 2/44 |
"Bu krallar döneminde Göklerin Tanrısı hiç yıkılmayacak, başka halkın eline geçmeyecek bir krallık kuracak. Bu krallık önceki krallıkları ezip yok edecek, kendisiyse sonsuza dek sürecek. |
| 2/45 |
İnsan eli değmeden dağdan kesilip gelen taşın demiri, tuncu, kili, gümüşü, altını parçaladığını gördün. Ulu Tanrı bundan sonra neler olacağını krala açıklamıştır. Düş gerçek, yorumu da güvenilirdir." |
| 2/46 |
Bunun üzerine Kral Nebukadnessar Daniel´in önünde yüz üstü yere kapandı. Ona bir sunu ve buhur sunulmasını buyurdu. |
| 2/47 |
Daniel´e, "Madem bu gizi açıklayabildin, Tanrın gerçekten tanrıların Tanrısı, kralların Efendisi" dedi, "Gizleri açan O´dur." |
| 2/48 |
Sonra Daniel'i yüksek bir göreve getirdi; ona birçok değerli armağan verdi. Onu Babil İli'ne vali atadı, Babil'in bütün bilgelerinin başkanı yaptı. |
| 2/49 |
Daniel´in isteği üzerine Şadrak´ı, Meşak´ı, Abed-Nego´yu da Babil İlinde yüksek görevlere atadı. Daniel ise sarayda kaldı. |
| 3/1 |
Kral Nebukadnessar altın bir heykel yaptı; boyu altmış, eni altı arşındı. Onu Babil İlinde, Dura Ovası´na dikti. |
| 3/2 |
Satrapları, kaymakamları, valileri, danışmanları, haznedarları, yargıçları, güvenlik görevlilerini ve illerin bütün öbür yüksek memurlarını diktiği heykeli adama törenine çağırttı. |
| 3/3 |
Böylece satraplar, kaymakamlar, valiler, danışmanlar, haznedarlar, yargıçlar, güvenlik görevlileri ve illerin bütün öbür yüksek memurları Kral Nebukadnessar´ın diktiği heykeli adama töreni için toplanarak heykelin önünde durdular. |
| 3/4 |
Sonra haberci yüksek sesle bağırdı: "Ey halklar, uluslar, her dilden insanlar, size şöyle yapmanız buyruluyor: |
| 3/5 |
Boru, ney, lir, kanun, arp, davul ve her çeşit çalgı sesini duyar duymaz yere kapanıp Kral Nebukadnessar´ın dikmiş olduğu altın heykele tapınacaksınız. |
| 3/6 |
Her kim yere kapanıp tapınmazsa hemen kızgın fırına atılacaktır." |
| 3/7 |
Bu yüzden ne zaman boru, ney, lir, kanun, arp ve her çeşit çalgı sesi duyulsa, bütün halklar, uluslar, her dilden insanlar yere kapanıp Kral Nebukadnessar´ın diktiği altın heykele tapındılar. |
| 3/8 |
Bunun üzerine bazı Kildaniler yaklaşıp Yahudiler´i suçladılar. |
| 3/9 |
Kral Nebukadnessar'a, "Ey kral, sen çok yaşa!" dediler, |
| 3/10 |
11: "Boru, ney, lir, kanun, arp, davul ve her çeşit çalgı sesini duyan herkes yere kapanıp altın heykele tapınacak; kim yere kapanıp tapınmazsa kızgın fırına atılacak diye bir buyruk çıkardın, ey kral. |
| 3/12 |
Oysa Babil İlinde yüksek görevlere atadığın Şadrak, Meşak, Abed-Nego adında bazı Yahudiler var. Bu adamlar seni saymadılar, ey kral. Senin ilahlarına kulluk etmiyor, diktiğin altın heykele tapınmıyorlar." |
| 3/13 |
Büyük öfkeye kapılan Nebukadnessar, Şadrak´ı, Meşak´ı, Abed-Nego´yu çağırttı. Bu kişiler kralın yanına getirildiler. |
| 3/14 |
Nebukadnessar, "Ey Şadrak, Meşak, Abed-Nego, ilahlarıma kulluk etmediğiniz, diktiğim altın heykele tapınmadığınız doğru mu?" diye sordu, |
| 3/15 |
"Şimdi boru, ney, lir, kanun, arp, davul ve her çeşit çalgı sesini duyar duymaz yere kapanıp yaptığım heykele tapınmaya hazırsanız ne iyi! Ama ona tapınmazsanız, hemen kızgın fırına atılacaksınız. O zaman bakalım hangi ilah sizi elimden kurtaracak?" |
| 3/16 |
Şadrak, Meşak, Abed-Nego, "Bu konuda kendimizi savunma gereğini duymuyoruz" diye karşılık verdiler, |
| 3/17 |
"Kızgın fırına atılsak bile, ey kral, kendisine kulluk ettiğimiz Tanrı bizi kızgın fırından kurtarabilir; senin elinden de bizi kurtaracaktır. |
| 3/18 |
Ama bizi kurtarmasa bile bil ki, ey kral, ilahlarına kulluk etmeyiz, diktiğin altın heykele tapınmayız." |
| 3/19 |
Nebukadnessar Şadrak, Meşak, Abed-Nego'ya çok öfkelendi; onlara karşı tutumu değişti. Fırının her zamankinden yedi kat daha çok ısıtılmasını buyurdu. |
| 3/20 |
Sonra ordusundaki bazı güçlü askerlere Şadrak´ı, Meşak´ı, Abed-Nego´yu bağlayıp kızgın fırına atmalarını buyurdu. |
| 3/21 |
Böylece bu kişiler, şalvarları, kaftanları, sarıkları ve öbür giysileriyle birlikte bağlanıp kızgın fırına atıldılar. |
| 3/22 |
Kralın buyruğu çok sıkı, fırın da çok ısıtılmış olduğundan, Şadrak´ı, Meşak´ı, Abed-Nego´yu götüren adamları ateşin alevleri yakıp öldürdü. |
| 3/23 |
Üç adamsa -Şadrak, Meşak, Abed-Nego- bağlı olarak kızgın fırına düştüler. |
| 3/24 |
O zaman Kral Nebukadnessar şaşkınlık içinde birden ayağa kalktı. Danışmanlarına, "Biz ateşin içine bağlı üç kişi atmadık mı?" diye sordu. Danışmanlar, "Kuşkusuz, ey kral" diye karşılık verdiler. |
| 3/25 |
Kral, "Ben dört kişi görüyorum" dedi, "Ateşin içinde yürüyorlar, bağlarından çözülmüş, hiçbir zarara uğramamışlar. Dördüncünün görünümü de bir ilahi varlığa benziyor." |
| 3/26 |
Sonra kızgın fırının kapısına yaklaşarak, "Ey Yüce Tanrı´nın kulları Şadrak, Meşak, Abed-Nego, dışarı çıkıp buraya gelin!" diye seslendi. Bunun üzerine Şadrak, Meşak, Abed-Nego ateşin içinden çıktılar. |
| 3/27 |
Satraplar, kaymakamlar, valiler, kralın danışmanları onların çevresinde toplandılar. Adamların bedenlerinde ateşin hiç bir etkisi olmadığını gördüler. Başlarındaki tek saç yanmamış, giysileri değişmemiş, ateşin kokusu üzerlerine sinmemişti. |
| 3/28 |
Bunun üzerine Nebukadnessar, "Şadrak, Meşak ve Abed-Nego´nun Tanrısı´na övgüler olsun!" dedi, "Meleğini gönderip kendisine güvenen kullarını kurtardı. Onlar buyruğuma karşı geldiler, kendi tanrılarından başka bir ilaha kulluk edip tapınmamak için canlarını tehlikeye attılar. |
| 3/29 |
İşte buyuruyorum: Hangi halktan, ulustan ya da dilden olursa olsun, Şadrak, Meşak ve Abed-Nego´nun Tanrısı´ndan saygısızca söz eden herkes paramparça edilecek, evleri çöplüğe çevrilecek. Çünkü böyle kurtarabilen başka bir tanrı yoktur." |
| 3/30 |
Sonra Şadrak´ı, Meşak´ı, Abed-Nego´yu Babil İli´nde daha yüksek görevlere atadı. |
| 4/1 |
Kral Nebukadnessar dünyadaki bütün halklara, uluslara ve her dilden insanlara şu bildiriyi gönderdi: "Esenliğiniz bol olsun! |
| 4/2 |
Yüce Tanrı´nın benim için gerçekleştirdiği belirtileri ve şaşılası işleri size bildirmeyi uygun gördüm. |
| 4/3 |
"Belirtileri ne büyük! Şaşılası işleri ne yüce! Krallığı ebedi krallıktır, Egemenliği kuşaklar boyu sürecek. |
| 4/4 |
"Ben, Nebukadnessar, evimde huzur, sarayımda gönenç içindeydim. |
| 4/5 |
Beni korkutan bir düş gördüm. Yatağımda yatarken düşüncelerimle görümlerim beni ürküttü. |
| 4/6 |
Düşün ne anlama geldiğini açıklamaları için Babil´in bütün bilgelerinin yanıma getirilmesini buyurdum. |
| 4/7 |
Sihirbazlar, yıldız bilimciler, falcılar yanıma gelince, gördüğüm düşü onlara anlattımsa da ne anlama geldiğini açıklayamadılar. |
| 4/8 |
Sonunda ilahımın adından gelen Belteşassar adıyla çağrılan ve kendisinde kutsal ilahların ruhu bulunan Daniel yanıma geldi. Gördüğüm düşü ona anlattım. |
| 4/9 |
"Ona şöyle dedim: Ey sihirbazların başkanı Belteşassar, sende kutsal ilahların ruhu olduğunu, her gizi açıklayabileceğini biliyorum. İşte gördüğüm düş: Ne anlama geldiğini bana açıkla. |
| 4/10 |
Yatarken gördüğüm görümler şunlar: Dünyanın ortasında çok yüksek bir ağaç gördüm. |
| 4/11 |
Ağaç büyüdü, güçlendi, boyu göklere erişti. Dünyanın dört bucağından görülüyordu. |
| 4/12 |
Yaprakları güzeldi, herkese yetecek kadar bol meyvesi vardı. Yabanıl hayvanlar gölgesinde barınıyor, gökte uçan kuşlar dallarına tünüyordu. Her canlı ondan besleniyordu. |
| 4/13 |
"Yatağımda yatarken gördüğüm görümlerde gökten inen bir gözcü, kutsal bir varlık gördüm. |
| 4/14 |
Yüksek sesle, ´Ağacı ve dallarını kesin, yapraklarını yolun, meyvesini atın diye bağırdı, ´Altında barınan hayvanlarla dallarına tüneyen kuşlar kaçsın. |
| 4/15 |
Ama köklerin bulunduğu kütüğü demirle, tunçla çevreleyip yerde, otların içinde bırakın. "´Göğün çiyiyle ıslansın, hayvanlarla birlikte yerdeki otlardan pay alsın. |
| 4/16 |
Ondaki insan yüreği değiştirilsin, yerine hayvan yüreği verilsin. Üzerinden yedi vakit geçsin. |