| |
RUT |
| 3/3 |
Yıkan, kokular sürün, giyinip harman yerine git. Ama adamyemeyi içmeyi bitirene dek orada olduğunu belli etme. |
| 3/4 |
Adam yatıp uyuduğunda, nerede yattığını belle; sonra gidip onun ayaklarının üzerindeki örtüyü kaldır ve oracıkta yat. Ne yapman gerektiğini o sana söyler." |
| 3/5 |
Rut ona, "Söylediğin her şeyi yapacağım" diye karşılık verdi. |
| 3/6 |
Harman yerine giderek kaynanasının her dediğini yaptı. |
| 3/7 |
Boaz yiyip içti, keyfi yerine geldi. Sonra harman yığınının dibinde uyumaya gitti. Rut da gizlice yaklaştı, onun ayaklarının üzerindeki örtüyü kaldırıp yattı. |
| 3/8 |
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı. |
| 3/9 |
Ona, "Kimsin sen?" diye sordu. Kadın, "Ben kölen Rut'um" diye yanıtladı. "Kölenle evlen. Çünkü sen yakın akrabamızsın" dedi. |
| 3/10 |
Boaz, "RAB seni kutsasın, kızım" dedi. "Bu son iyiliğin, ilkinden de büyük. Çünkü yoksul olsun, zengin olsun, gençlerin peşinden gitmedin. |
| 3/11 |
Ve şimdi, korkma kızım; her istediğini yapacağım. Bütün kent halkı senin erdemli bir kadın olduğunu biliyor. |
| 3/12 |
Yakın akrabanız olduğum doğrudur. Ama benden daha yakın biri var. |
| 3/13 |
Geceyi burada geçir. Sabah olduğunda eğer adam senin için akrabalık görevini yaparsa ne âlâ, varsın yapsın. Ama o, akrabalık görevini yapmak istemezse, yaşayan Rab'be ant içerim ki, bu görevi ben üstlenirim. Sen sabaha kadar yat." |
| 3/14 |
Böylece Rut sabaha kadar Boaz'ın ayakları dibinde yattı. Ama ortalık insanların birbirini seçebileceği kadar aydınlanmadan önce kalktı. Çünkü Boaz, 'Harman yerine kadın geldiği bilinmemeli demişti. |
| 3/15 |
Boaz Rut'a, "Sırtındaki şalı çıkar, aç" dedi. Rut şalı açınca Boaz içine altı ölçek arpa boşaltıp onun sırtına yükledi. Sonra Rut kente döndü. |
| 3/16 |
Rut geri dönünce kaynanası, "Nasıl geçti kızım?" diye sordu. Rut, Boaz'ın kendisi için yaptığı her şeyi anlattı. |
| 3/17 |
Sonra ekledi: "'Kaynanana eli boş dönme diyerek bana bu altı ölçek arpayı da verdi." |
| 3/18 |
Naomi, "Kızım, bu işin ne olacağını öğreninceye kadar evde kal" dedi. "Çünkü Boaz bugün bu işi bitirmeden rahat edemeyecek." |
| 4/1 |
Bu arada Boaz kent kapısına gidip oturdu. Sözünü ettiği yakın akraba oradan geçerken ona, "Arkadaş, gel şuraya otur" diye seslendi. Adam da varıp Boaz'ın yanına oturdu. |
| 4/2 |
Sonra Boaz kentin ileri gelenlerinden on adam topladı. Onlara, "Siz de gelin, oturun" dedi. Adamlar da oturdular. |
| 4/3 |
Boaz, yakın akrabadan olan adama şöyle dedi: "Moav topraklarından dönmüş olan Naomi, akrabamız Elimelek'in tarlasını satıyor. |
| 4/4 |
Ben de burada oturanların ve halkımın ileri gelenlerinin önünde bunu satın alman için durumu sana açayım dedim. Yakın akrabalık görevini yapmak istiyorsan, yap. Ama sen akrabalık görevini yerine getirmeyeceksen, söyle de bileyim. Çünkü bugörevi yapmak önce sana düşer. Senden sonra ben gelirim." Adam, "Yakın akrabalık görevini ben yaparım" diye karşılık verdi. |
| 4/5 |
Bunun üzerine Boaz, "Yalnız, tarlayı Naomi'den satın aldığın gün, ölen Mahlon'un adının bıraktığı mirasla sürmesi için dul eşi Moavlı Rut'u da almalısın" dedi. |
| 4/6 |
Adam, "Bu durumda yakın akrabalık görevini yapamam; yaparsam kendi mirasımı tehlikeye atmış olurum" dedi. "Bana düşen akrabalık görevini sen yüklen. Çünkü ben yapamam." |
| 4/7 |
Eskiden İsrail'de akrabalık görevinin yerine getirildiğini ve mülk alım satımının onaylandığını göstermek için taraflardan biri çarığını çıkarıp ötekine verirdi. Alışverişi yasallaştırmanın yolu buydu. |
| 4/8 |
Bu nedenle yakın akrabadan olan adam, "Sen kendin satın al" diyerek çarığını çıkarıp Boaz'a verdi. |
| 4/9 |
Boaz, ileri gelenlere ve bütün halka, "Elimelek'in, Kilyon ile Mahlon'un bütün mülkünü Naomi'den satın aldığıma bugün siz tanık oldunuz" dedi. |
| 4/10 |
"Mahlon'un dul karısı Moavlı Rut'u da kendime eş olarak alıyorum. Öyle ki, ölen Mahlon'un adı bıraktığı mirasla birlikte sürsün; kardeşlerinin arasından ve yaşadığı kentten adı silinmesin. Bugün siz buna tanık oldunuz." |
| 4/11 |
Kent kapısında bulunan bütün halk ve ileri gelenler, "Evet,biz tanığız" dediler. "RAB senin evine gelen kadını, İsrailsoyunun o iki ana direğine -Rahel ve Lea'ya- benzer kılsın. Efrat boyunda varlıklı, Beytlehem'de ünlü olasın. |
| 4/12 |
Rabbin bu genç kadından sana vereceği çocuklarla senin soyun, Tamar'ın Yahuda'ya doğurduğu Peres'in soyu gibi olsun." |
| 4/13 |
Böylece Boaz, Rut'u kendine eş olarak aldı ve onunla birleşti. Rabbin kutsamasıyla gebe kalan Rut bir oğul doğurdu. |
| 4/14 |
O zaman kadınlar Naomi'ye, "Bugün seni yakın akrabasız bırakmamış olan Rab'be övgüler olsun. Doğan çocuğun ünü İsrail'de yayılsın" dediler. |
| 4/15 |
"O seni yaşama döndürecek, yaşlılığında doyuracak. Çünkü onu, seni seven ve senin için yedi oğuldan bile daha değerli olan gelinin doğurdu." |
| 4/16 |
Naomi çocuğu alıp bağrına bastı ve ona dadılık yaptı. |
| 4/17 |
Komşu kadınlar, "Naomi'nin bir oğlu oldu" diyerek çocuğa ad koydular; ona, Ovet adını verdiler. Ovet, İşay'ın babası; İşay ise Davut'un babasıdır. |
| 4/18 |
Peres'in soyu şöyledir: Peres Hesron'un babası, |
| 4/19 |
Hesron Ram'ın babası, Ram Amminadav'ın babası, |
| 4/20 |
Amminadav Nahşon'un babası, Nahşon Salmon'un babası, |
| 4/21 |
Salmon Boaz'ın babası, Boaz Ovet'in babası, |
| 4/22 |
Ovet İşay'ın babası, İşay da Davut'un babasıdır. |
| |
1.SAMUEL |
| 1/1 |
Efrayim dağlık bölgesindeki Ramatayim Kasabası'nda yaşayan, Efrayim oymağının Suf boyundan Yeroham oğlu Elihu oğlu Tohu oğlu Suf oğlu Elkana adında bir adam vardı. |
| 1/2 |
Elkana'nın Hanna ve Peninna adında iki karısı vardı. Peninna'nın çocukları olduğu halde, Hanna'nın çocuğu olmuyordu. |
| 1/3 |
Elkana Her Şeye Egemen Rab'be tapınıp kurban sunmak üzere her yıl kendi kentinden Şilo'ya giderdi. Eli'nin Rabbin kâhinleri* olan Hofni ve Pinehas adındaki iki oğlu da oradaydı. |
| 1/4 |
Elkana kurban sunduğu gün karısı Peninna'ya ve oğullarıyla kızlarına etten birer pay verirken, |
| 1/5 |
Hanna'ya iki pay verirdi. Çünkü RAB Hanna'nın rahmini kapamasına karşın, Elkana onu severdi. |
| 1/6 |
Ama RAB Hanna'nın rahmini kapadığından, kuması Peninna Hanna'yı öfkelendirmek için ona sürekli sataşırdı. |
| 1/7 |
Bu yıllarca böyle sürdü. Hanna Rabbin Tapınağı'na her gittiğinde kuması ona sataşırdı. Böylece Hanna ağlar, yemek yemezdi. |
| 1/8 |
Kocası Elkana, "Hanna, neden ağlıyorsun, neden yemek yemiyorsun?" derdi, "Neden bu kadar üzgünsün? Ben senin için on oğuldan daha iyi değil miyim?" |
| 1/9 |
Bir gün onlar Şilo'da yiyip içtikten sonra, Hanna kalktı. Kâhin Eli Rabbin Tapınağı'nın kapı sövesi yanındaki sandalyede oturuyordu. |
| 1/10 |
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak Rab'be yakardı |
| 1/11 |
ve şu adağı adadı: "Ey Her Şeye Egemen RAB, kulunun üzüntüsüne gerçekten bakıp beni anımsar, kulunu unutmayıp bana bir erkek çocuk verirsen, yaşamı boyunca onu sana adayacağım. Onun başına hiç ustura değmeyecek." |
| 1/12 |
Hanna Rab'be yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarınıgözetliyordu. |
| 1/13 |
Hanna içinden yakarıyor, yalnız dudakları kımıldıyor, sesiduyulmuyordu. Bu yüzden Eli, Hanna'yı sarhoş sanarak, |
| 1/14 |
"Sarhoşluğunu ne zamana dek sürdüreceksin? Artık şarabıbırak" dedi. |
| 1/15 |
Hanna, "Ah, öyle değil efendim!" diye yanıtladı, "Benyüreği acılarla dolu bir kadınım. Ne şarap içtim, ne de başka biriçki. Sadece yüreğimi Rab'be döküyordum. |
| 1/16 |
Kulunu kötü bir kadın sanma. Yakarışımı şimdiye deksürdürmemin nedeni çok kaygılı, üzüntülü olmamdır." |
| 1/17 |
Eli, "Öyleyse esenlikle git" dedi, "İsrail'in Tanrısı dileğini yerine getirsin." |