| |
YARATILIŞ KİTABI |
| 38/17 |
Yahuda, "Sürümden sana bir oğlak göndereyim" dedi. Tamar, "Oğlağı gönderinceye kadar rehin olarak bana bir şey verebilir misin?" dedi. |
| 38/18 |
Yahuda, "Ne vereyim?" diye sordu. Tamar, "Mührünü, kaytanını ve elindeki değneği" diye yanıtladı. Yahuda bunları verip onunla yattı. Tamar hamile kaldı. |
| 38/19 |
Gidip peçesini çıkardı, yine dul giysilerini giydi. |
| 38/20 |
Bu arada Yahuda rehin bıraktığı eşyaları geri almak için Adullamlı arkadaşıyla kadına bir oğlak gönderdi. Ne var ki arkadaşı kadını bulamadı. |
| 38/21 |
O çevrede yaşayanlara, "Enayim'de, yol kenarında bir fahişe vardı, nerede o?" diye sordu. "Burada öyle bir kadın yok" diye karşılık verdiler. |
| 38/22 |
Bunun üzerine Yahuda´nın yanına dönerek, "Kadını bulamadım" dedi, "O çevrede yaşayanlar da ´Burada fahişe yok´ dediler." |
| 38/23 |
Yahuda, "Varsın eşyalar onun olsun" dedi, "Kimseyi kendimize güldürmeyelim. Ben oğlağı gönderdim, ama sen kadını bulamadın." |
| 38/24 |
Yaklaşık üç ay sonra Yahuda'ya, "Gelinin Tamar zina etmiş, şu anda hamile" diye haber verdiler. Yahuda, "Onu dışarıya çıkarıp yakın" dedi. |
| 38/25 |
Tamar dışarı çıkarılınca, kayın babasına, "Ben bu eşyaların sahibinden hamile kaldım" diye haber gönderdi, "Lütfen şunlara bak. Bu mühür, kaytan, değnek kime ait?" |
| 38/26 |
Yahuda eşyaları tanıdı. "O benden daha doğru bir kişi" dedi, "Çünkü onu oğlum Şela´ya almadım." Bir daha onunla yatmadı. |
| 38/27 |
Doğum vakti gelince Tamar'ın rahminde ikiz olduğu anlaşıldı. |
| 38/28 |
Doğum yaparken ikizlerden biri elini dışarı çıkardı. Ebe çocuğun elini yakalayıp bileğine kırmızı bir iplik bağladı, "Bu önce doğdu" dedi. |
| 38/29 |
Ne var ki, çocuk elini içeri çekti, o sırada da kardeşi doğdu. Ebe, "Kendine böyle mi gedik açtın?" dedi. Bu yüzden çocuğa Peres adı kondu. |
| 38/30 |
Sonra bileğine kırmızı iplik bağlı kardeşi doğdu. Ona da Zerah adı verildi. |
| 39/1 |
İsmaililer Yusuf'u Mısır'a götürmüştü. Firavunun görevlisi, muhafız birliği komutanı Mısırlı Potifar onu İsmaililer'den satın almıştı. |
| 39/2 |
RAB Yusuf'la birlikteydi ve onu başarılı kılıyordu. Yusuf Mısırlı efendisinin evinde kalıyordu. |
| 39/3 |
Efendisi Rabbin Yusuf'la birlikte olduğunu, yaptığı her işte onu başarılı kıldığını gördü. |
| 39/4 |
Yusuf´tan hoşnut kalarak onu özel hizmetine aldı. Evinin ve sahip olduğu her şeyin sorumluluğunu ona verdi. |
| 39/5 |
Yusuf´u evinin ve sahip olduğu her şeyin sorumlusu atadığı andan itibaren RAB Yusuf sayesinde Potifar´ın evini kutsadı. Evini, tarlasını, kendisine ait her şeyi bereketli kıldı. |
| 39/6 |
Potifar sahip olduğu her şeyin sorumluluğunu Yusuf'a verdi; yediği yemek dışında hiçbir şeyle ilgilenmedi. Yusuf güzel yapılı, yakışıklıydı. |
| 39/7 |
Bir süre sonra efendisinin karısı ona göz koyarak, "Benimle yat" dedi. |
| 39/8 |
Ama Yusuf reddetti. "Ben burada olduğum için efendim evdeki hiçbir şeyle ilgilenme gereğini duymuyor" dedi, "Sahip olduğu her şeyin yönetimini bana verdi. |
| 39/9 |
Bu evde ben de onun kadar yetkiliyim. Senin dışında hiçbir şeyi benden esirgemedi. Sen onun karısısın. Nasıl böyle bir kötülük yapar, Tanrı'ya karşı günah işlerim?" |
| 39/10 |
Potifar'ın karısı her gün kendisiyle yatması ya da birlikte olması için direttiyse de, Yusuf onun isteğini kabul etmedi. |
| 39/11 |
Bir gün Yusuf olağan işlerini yapmak üzere eve gitti. İçerde ev halkından hiç kimse yoktu. |
| 39/12 |
Potifar'ın karısı Yusuf'un giysisini tutarak, "Benimle yat" dedi. Ama Yusuf giysisini onun elinde bırakıp evden dışarı kaçtı. |
| 39/13 |
Kadın Yusuf'un giysisini bırakıp kaçtığını görünce, |
| 39/14 |
uşaklarını çağırdı. "Bakın şuna!" dedi, "Kocamın getirdiği bu İbrani bizi rezil etti. Yanıma geldi, benimle yatmak istedi. Ben de bağırdım. |
| 39/15 |
Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı." |
| 39/16 |
Efendisi eve gelinceye kadar Yusuf'un giysisini yanında alıkoydu. |
| 39/17 |
Ona da aynı şeyleri anlattı: "Buraya getirdiğin İbrani köle yanıma gelip beni aşağılamak istedi. |
| 39/18 |
Ama ben bağırınca giysisini yanımda bırakıp kaçtı." |
| 39/19 |
Karısının, "Kölen bana böyle yaptı" diyerek anlattıklarını duyunca, Yusuf'un efendisinin öfkesi tepesine çıktı. |
| 39/20 |
Yusuf'u yakalayıp zindana, kralın tutsaklarının bağlı olduğu yere attı. Ama Yusuf zindandayken |
| 39/21 |
RAB onunla birlikteydi. Ona iyilik etti. Zindancı başı Yusuf´tan hoşnut kaldı. |
| 39/22 |
Bütün tutsakların yönetimini ona verdi. Zindanda olup biten her şeyden Yusuf sorumluydu. |
| 39/23 |
Zindancı başı Yusuf´un sorumlu olduğu işlerle hiç ilgilenmezdi. Çünkü RAB Yusuf´la birlikteydi ve yaptığı her işte onu başarılı kılıyordu. |
| 40/1 |
Bir süre sonra Mısır Kralı'nın sakisiyle fırıncısı efendilerini gücendirdiler. |
| 40/2 |
Firavun bu iki görevlisine, baş sakiyle fırıncı başına öfkelendi. |
| 40/3 |
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusuf'un tutsak olduğu zindanda göz altına aldı. |
| 40/4 |
Muhafız birliği komutanı Yusuf´u onların hizmetine atadı. Bir süre zindanda kaldılar. |
| 40/5 |
Firavunun sakisiyle fırıncısı tutsak oldukları zindanda aynı gece birer düş gördüler. Düşleri farklı anlamlar taşıyordu. |
| 40/6 |
Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü. |
| 40/7 |
Efendisinin evinde, kendisiyle birlikte zindanda kalan firavunun görevlilerine, "Niçin suratınız asık bugün?" diye sordu. |
| 40/8 |
"Düş gördük ama yorumlayacak kimse yok" dediler. Yusuf, "Yorum Tanrı'ya özgü değil mi?" dedi, "Lütfen düşünüzü bana anlatın." |
| 40/9 |
Baş saki düşünü Yusuf'a anlattı: "Düşümde önümde bir asma gördüm. |
| 40/10 |
Üç çubuğu vardı. Tomurcuklar açar açmaz çiçeklendi, salkım salkım üzüm verdi. |
| 40/11 |
Firavunun kâsesi elimdeydi. Üzümleri alıp firavunun kâsesine sıktım. Sonra kâseyi ona verdim." |
| 40/12 |
Yusuf, "Bu şu anlama gelir" dedi, "Üç çubuk üç gün demektir. |
| 40/13 |
Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkaracak, yine eski görevine döneceksin. Geçmişte olduğu gibi yine ona sakilik yapacaksın. |
| 40/14 |
Ama her şey yolunda giderse, lütfen beni anımsa. Bir iyilik yap, firavuna benden söz et. Çıkar beni bu zindandan. |
| 40/15 |
Çünkü ben İbrani ülkesinden zorla kaçırıldım. Burada da zindana atılacak bir şey yapmadım." |
| 40/16 |
Fırıncı başı bu iyi yorumu duyunca, Yusuf´a, "Ben de bir düş gördüm" dedi, "Başımın üstünde üç sepet beyaz ekmek vardı. |
| 40/17 |
En üstteki sepette firavun için pişirilmiş çeşitli pastalar vardı. Kuşlar başımın üstündeki sepetten pastaları yiyorlardı." |
| 40/18 |
Yusuf, "Bu şu anlama gelir" dedi, "Üç sepet üç gün demektir. |