| |
MISIRDAN ÇIKIŞ |
| 14/31 |
Rabbin Mısırlılar´a gösterdiği büyük gücü gören İsrail halkı Rabden korkup O´na ve kulu Musa´ya güvendi. |
| 15/1 |
Musa´yla İsrailliler Rab´be şu ezgiyi söylediler: "Ezgiler sunacağım Rabbe... Çünkü yüceldikçe yüceldi; atları da, atlıları da denize döktü. |
| 15/2 |
Rab gücüm ve ezgimdir, O kurtardı beni. O'dur Tanrım, Övgüler sunacağım O'na. O'dur babamın Tanrısı, Yücelteceğim O'nu. |
| 15/3 |
Savaş eridir RAB, Adı RAB'dir. |
| 15/4 |
"Denize attı firavunun ordusunu, savaş arabalarını. Kızıldeniz´de boğuldu seçme subayları. |
| 15/5 |
Derin sulara gömüldüler, taş gibi dibe indiler. |
| 15/6 |
"Senin sağ elin, ya RAB, senin sağ elin korkunç güce sahiptir. Altında düşmanlar kırılır. |
| 15/7 |
Devrilir sana başkaldıranlar büyük görkemin karşısında, gönderir gazabını anız gibi tüketirsin onları. |
| 15/8 |
Burnunun soluğu karşısında, sular yığıldı bir araya. Kabaran sular duvarlara dönüştü, denizin göbeğindeki derin sular dondu. |
| 15/9 |
Düşman böbürlendi: ´Peşlerine düşüp yakalayacağım onları´ dedi, ´Bölüşeceğim çapulu, dileğimce yağmalayacağım, kılıcımı çekip yok edeceğim onları.´ |
| 15/10 |
Üfledin soluğunu, denize gömüldüler, kurşun gibi engin sulara battılar. |
| 15/11 |
"Var mı senin gibisi ilahlar arasında, ya RAB? Senin gibi kutsallıkta görkemli, heybetiyle övgüye değer, harikalar yaratan var mı? |
| 15/12 |
Sağ elini uzattın, yer yuttu onları. |
| 15/13 |
Öncülük edeceksin sevginle kurtardığın halka, kutsal konutunun yolunu göstereceksin gücünle onlara. |
| 15/14 |
Uluslar duyup titreyecekler, Filist halkını dehşet saracak. |
| 15/15 |
Edom beyleri korkuya kapılacak, Moav önderlerini titreme alacak, Kenan´da yaşayanların tümü korkudan eriyecek. |
| 15/16 |
Korku ve dehşet düşecek üzerlerine, senin halkın geçinceye dek, ya RAB, sahip olduğun bu halk geçinceye dek, bileğinin gücü karşısında taş kesilecekler. |
| 15/17 |
Ya RAB, halkını içeri alacaksın. kendi dağına, yaşamak için seçtiğin yere, ellerinle kurduğun kutsal yere dikeceksin, ya Rab! |
| 15/18 |
RAB sonsuza dek egemen olacak." |
| 15/19 |
Firavunun atları, savaş arabaları, atlıları denize dalınca, RAB suları onların üzerine çevirdi. Ama İsrailliler denizi kuru toprakta yürüyerek geçtiler. |
| 15/20 |
Harun´un kız kardeşi Peygamber Miryam tefini eline aldı, bütün kadınlar teflerle, oynayarak onu izlediler. |
| 15/21 |
Miryam onlara şu ezgiyi söyledi: "Ezgiler sunun Rabbe... Çünkü yüceldikçe yüceldi, atları, atlıları denize döktü." |
| 15/22 |
Musa İsrailliler´i Kızıldeniz´in ötesine çıkardı. Şur Çölü´ne girdiler. Çölde üç gün yol aldılarsa da su bulamadılar. |
| 15/23 |
Mara´ya vardılar. Ama Mara´nın suyunu içemediler, çünkü su acıydı. Bu yüzden oraya Mara adı verildi. |
| 15/24 |
Halk, "Ne içeceğiz?" diye Musa'ya yakınmaya başladı. |
| 15/25 |
Musa Rab´be yakardı. RAB ona bir ağaç parçası gösterdi. Musa onu suya atınca sular tatlı oldu. Orada RAB onlar için bir kural ve ilke koydu, hepsini sınadı. |
| 15/26 |
"Ben, Tanrınız Rabbin sözünü dikkatle dinler, gözüm de doğru olanı yapar, buyruklarıma kulak verir, bütün kurallarıma uyarsanız, Mısırlılar´a verdiğim hastalıkların hiçbirini size vermeyeceğim" dedi, "Çünkü size şifa veren RAB benim." |
| 15/27 |
Sonra Elim'e gittiler. Orada on iki su kaynağı, yetmiş hurma ağacı vardı. Su kıyısında konakladılar. |
| 16/1 |
Bütün İsrail topluluğu Elim´den ayrıldı. Mısır´dan çıktıktan sonra ikinci ayın on beşinci günü Elim ile Sina arasındaki Sin Çölü´ne vardılar. |
| 16/2 |
Çölde hepsi Musa'yla Harun'a yakınmaya başladı. |
| 16/3 |
"Keşke RAB bizi Mısır´dayken öldürseydi" dediler, "Hiç değilse orada et kazanlarının başına oturur, doyasıya yerdik. Ama siz bütün topluluğu açlıktan öldürmek için bizi bu çöle getirdiniz." |
| 16/4 |
RAB Musa´ya, "Size gökten ekmek yağdıracağım" dedi, "Halk her gün gidip günlük ekmeğini toplayacak. Böylece onları sınayacağım: Benim yasama göre yaşıyorlar mı, yaşamıyorlar mı, göreceğim. |
| 16/5 |
Altıncı gün her gün topladıklarının iki katını toplayıp hazırlayacaklar." |
| 16/6 |
Musa'yla Harun İsrailliler'e, "Bu akşam sizi Mısır'dan Rabbin çıkardığını bileceksiniz" dediler, |
| 16/7 |
"Sabah da Rabbin görkemini göreceksiniz. Çünkü RAB kendisine söylendiğinizi duydu. Biz kimiz ki, bize söyleniyorsunuz?" |
| 16/8 |
Sonra Musa, "Akşam size yemek için et, sabah da dilediğiniz kadar ekmek verilince, Rabbin görkemini göreceksiniz" dedi, "Çünkü RAB kendisine söylendiğinizi duydu. Biz kimiz ki? Siz bize değil, Rabbe söyleniyorsunuz." |
| 16/9 |
Musa Harun´a, "Bütün İsrail topluluğuna söyle, Rabbin huzuruna gelsinler" dedi, "Çünkü RAB söylendiklerini duydu." |
| 16/10 |
Harun İsrail topluluğuna bunları anlatırken, çöle doğru baktılar. Rabbin görkemi bulutta görünüyordu. |
| 16/11 |
RAB Musa'ya şöyle dedi: |
| 16/12 |
"İsrailliler´in yakınmalarını duydum. Onlara de ki, ´Akşam üstü et yiyeceksiniz, sabah da ekmekle karnınızı doyuracaksınız. O zaman bileceksiniz ki, Tanrınız RAB benim.´" |
| 16/13 |
Akşam bıldırcınlar geldi, ordugahı sardı. Sabah ordugahın çevresini çiy kaplamıştı. |
| 16/14 |
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzerince pulcuklar göründü. |
| 16/15 |
Bunu görünce İsrailliler birbirlerine, "Bu da ne?" diye sordular. Çünkü ne olduğunu anlayamamışlardı. Musa, "Rabbin size yemek için verdiği ekmektir bu" dedi, |
| 16/16 |
"Rabbin buyruğu şudur: ´Herkes yiyeceği kadar toplasın. Çadırınızdaki her kişi için birer omer alın.´" |
| 16/17 |
İsrailliler söyleneni yaptılar. Kimi çok, kimi az topladı. |
| 16/18 |
Omerle ölçtüklerinde, çok toplayanın fazlası, az toplayanında eksiği yoktu. Herkes yiyeceği kadar toplamıştı. |
| 16/19 |
Musa onlara, "Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın" dedi. |
| 16/20 |
Ama bazıları ona aldırmayıp sabaha bıraktılar. Bıraktıkları kurtlanıp kokmaya başlayınca Musa onlara öfkelendi. |
| 16/21 |
Her sabah herkes yiyeceği kadar topluyordu. Güneş ortalığı ısıtınca, yerde kalanlar eriyordu. |
| 16/22 |
Altıncı gün kişi başına iki omer, yani iki kat topladılar. Topluluğun önderleri gelip durumu Musa'ya bildirdiler. |
| 16/23 |
Musa, "Rabbin buyruğu şudur" dedi, "´Yarın dinlenme günü, RAB için kutsal Şabat Günü´dür. Pişireceğinizi pişirin, haşlayacağınızı haşlayın. Artakalanı bir kenara koyun, sabaha kalsın.´" |
| 16/24 |
Musa´nın buyurduğu gibi artakalanı sabaha bıraktılar. Ne koktu, ne kurtlandı. |
| 16/25 |
Musa, "Artakalanı bugün yiyin" dedi, "Çünkü bugün RAB için Şabat Günü´dür. Bugün dışarda ekmek bulamayacaksınız. |
| 16/26 |
Altı gün ekmek toplayacaksınız, ama yedinci gün olan Şabat Günü ekmek bulunmayacak." |
| 16/27 |
Yedinci gün bazıları ekmek toplamak için dışarı çıktı, ama hiçbir şey bulamadılar. |