| |
ÇÖLDE SAYIM |
| 10/29 |
Musa, kayınbabası Midyanlı Reuel oğlu Hovav´a, "Rabbin, size vereceğim dediği yere gidiyoruz" dedi, "Bizimle gel, sana iyi davranırız. Çünkü RAB İsrail´e iyilik edeceğine söz verdi." |
| 10/30 |
Hovav, "gelmem" diye yanıtladı, "ülkeme, akrabalarımın yanına döneceğim." |
| 10/31 |
Musa, "lütfen bizi bırakma" diye üsteledi, "Çünkü çölde konaklayacağımız yerleri sen biliyorsun. Sen bize göz olabilirsin. |
| 10/32 |
Bizimle gelirsen, Rabbin yapacağı bütün iyilikleri seninle paylaşırız." |
| 10/33 |
Rabbin Dağı´ndan ayrılıp üç günlük yol aldılar. Konaklayacakları yeri bulmaları için Rabbin Antlaşma Sandığı üç gün boyunca önleri sıra gitti. |
| 10/34 |
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da Rabbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu. |
| 10/35 |
Sandık yola çıkınca Musa, "Ya RAB, kalk! Düşmanların dağılsın, senden nefret edenler önünden kaçsın!" diyordu. |
| 10/36 |
Sandık konaklayınca da, "Ya RAB, binlerce, on binlerce İsrailli'ye dön!" diyordu. |
| 11/1 |
Halk çektiği sıkıntılardan ötürü yakınmaya başladı. RAB bunu duyunca öfkelendi, aralarına ateşini göndererek ordugahın kenarlarını yakıp yok etti. |
| 11/2 |
Halk Musa´ya yalvardı. Musa Rabbe yakarınca ateş söndü. |
| 11/3 |
Bu nedenle oraya Tavera adı verildi. Çünkü Rabbin gönderdiği ateş onların arasında yanmıştı. |
| 11/4 |
Derken, halkın arasındaki yabancılar başka yiyeceklere özlem duymaya başladılar. İsrailliler de yine ağlayarak, "Keşke yiyecek biraz et olsaydı!" dediler, |
| 11/5 |
"Mısır´da parasız yediğimiz balıkları, salatalıkları, karpuzları, pırasaları, soğanları, sarımsakları anımsıyoruz. |
| 11/6 |
Şimdiyse yemek yeme isteğimizi yitirdik. Bu mandan* başka hiçbir şey gördüğümüz yok." |
| 11/7 |
Man kişniş tohumuna benzerdi, görünüşü de reçine gibiydi. |
| 11/8 |
Halk çıkıp onu toplar, değirmende öğütür ya da havanda döverdi. Çömlekte haşlayıp pide yaparlardı. Tadı zeytinyağında pişirilmiş yiyeceklere benzerdi. |
| 11/9 |
Gece ordugaha çiy düşerken, man da birlikte düşerdi. |
| 11/10 |
Musa herkesin, her ailenin çadırının önünde ağladığını duydu. RAB buna çok öfkelendi. Musa da üzüldü. |
| 11/11 |
Rabbe, "Kuluna neden kötü davrandın?" dedi, "Seni hoşnut etmeyen ne yaptım ki, bu halkın yükünü bana yüklüyorsun? |
| 11/12 |
Bütün bu halka ben mi gebe kaldım? Onları ben mi doğurdum? Öyleyse neden emzikteki çocuğu taşıyan bir dadı gibi, atalarına ant içerek söz verdiğin ülkeye onları kucağımda taşımamı istiyorsun? |
| 11/13 |
Bütün bu halka verecek eti nereden bulayım? Bana, ´Bize yiyecek et ver diye sızlanıp duruyorlar. |
| 11/14 |
Bu halkı tek başıma taşıyamam, bunca yükü kaldıramam. |
| 11/15 |
Bana böyle davranacaksan -eğer gözünde lütuf bulduysam- lütfen beni hemen öldür de kendi yıkımımı görmeyeyim." |
| 11/16 |
RAB Musa'ya, "Halk arasında önder ve yönetici bildiğin İsrail ileri gelenlerinden yetmiş kişi topla" dedi, "Onları Buluşma Çadırı'na getir, yanında dursunlar. |
| 11/17 |
Ben inip seninle orada konuşacağım. Senin üzerindeki Ruh´tan alıp onlara vereceğim. Halkın yükünü tek başına taşımaman için sana yardım edecekler. |
| 11/18 |
"Halka de ki, 'Yarın için kendinizi kutsayın, et yiyeceksiniz. Keşke yiyecek biraz et olsaydı, Mısır'da durumumuz iyiydi diye ağladığınızı RAB duydu. Şimdi yemeniz için size et verecek. |
| 11/19 |
Yalnız bir gün, iki gün, beş, on ya da yirmi gün değil, |
| 11/20 |
bir ay boyunca, burnunuzdan gelinceye dek, tiksinene dek yiyeceksiniz. Çünkü aranızda olan Rabbi reddettiniz. O´nun önünde, Mısır´dan neden çıktık diyerek ağladınız." |
| 11/21 |
Musa, "Aralarında bulunduğum halkın 600000´i yetişkin erkektir" diye karşılık verdi, "Oysa sen, ´Bu halka bir ay boyunca yemesi için et vereceğim diyorsun. |
| 11/22 |
Bütün davarlar, sığırlar kesilse, onları doyurur mu? Denizdeki bütün balıklar tutulsa, onları doyurur mu?" |
| 11/23 |
RAB, "Elim kısaldı mı?" diye yanıtladı, "Sana söylediklerimin yerine gelip gelmeyeceğini şimdi göreceksin." |
| 11/24 |
Böylece Musa dışarı çıkıp Rabbin kendisine söylediklerini halka bildirdi. Halkın ileri gelenlerinden yetmiş adam toplayıp çadırın çevresine yerleştirdi. |
| 11/25 |
Sonra RAB bulutun içinde inip Musa'yla konuştu. Musa'nın üzerindeki Ruh'tan alıp yetmiş ileri gelene verdi. Ruh'u alınca peygamberlik ettilerse de, daha sonra hiç peygamberlik etmediler. |
| 11/26 |
Eldat ve Medat adında iki kişi ordugahta kalmıştı. Seçilen yetmiş kişi arasındaydılar ama çadıra gitmemişlerdi. Ruh üzerlerine konunca ordugahta peygamberlik ettiler. |
| 11/27 |
Bir genç koşup Musa'ya, "Eldat'la Medat ordugahta peygamberlik ediyor" diye haber verdi. |
| 11/28 |
Gençliğinden beri Musa'nın yardımcısı olan Nun oğlu Yeşu,"Ey efendim Musa, onlara engel ol!" dedi. |
| 11/29 |
Ama Musa, "Sen benim adıma mı kıskanıyorsun?" diye yanıtladı, "Keşke Rabbin bütün halkı peygamber olsa da RAB üzerlerine Ruhu'nu gönderse!" |
| 11/30 |
Sonra Musa'yla İsrail'in ileri gelenleri ordugaha döndüler. Rab Bıldırcın Gönderiyor |
| 11/31 |
RAB denizden bıldırcın getiren bir rüzgar gönderdi. Rüzgar bıldırcınları ordugahın her yönünden bir günlük yol kadar uzaklığa, yerden iki arşın yüksekliğe indirdi. |
| 11/32 |
Halk bütün gün, bütün gece ve ertesi gün durmadan bıldırcın topladı. Kimse on homerden az toplamadı. Bıldırcınları ordugahın çevresine serdiler. |
| 11/33 |
Et daha halkın dişleri arasındayken, çiğnemeye vakit kalmadan RAB öfkelendi, onları büyük bir yıkımla cezalandırdı. |
| 11/34 |
Bu nedenle oraya Kivrot-Hattaava adı verildi. Başka yiyeceklere özlem duyanları oraya gömdüler. |
| 11/35 |
Halk Kivrot-Hattaava'dan Haserot'a göç edip orada kaldı. |
| 12/1 |
Musa Kûşlu bir kadınla evlenmişti. Bundan dolayı Miryam´la Harun onu yerdiler. |
| 12/2 |
"RAB yalnız Musa aracılığıyla mı konuştu?" dediler, "Bizim aracılığımızla da konuşmadı mı?" RAB bu yakınmaları duydu. |
| 12/3 |
Musa yeryüzünde yaşayan herkesten daha alçak gönüllüydü. |
| 12/4 |
RAB ansızın Musa, Harun ve Miryam´a, "Üçünüz Buluşma Çadırı´na gelin" dedi. Üçü de gittiler. |
| 12/5 |
RAB bulut sütununun içinde indi. Çadırın kapısında durup Harun´la Miryam´ı çağırdı. İkisi ilerlerken |
| 12/6 |
RAB onlara seslendi: "Sözlerime kulak verin: Eğer aranızda bir peygamber varsa, Ben RAB görümde kendimi ona tanıtır, Onunla düşte konuşurum. |
| 12/7 |
Ama kulum Musa öyle değildir. O bütün evimde sadıktır. |
| 12/8 |
Onunla bilmecelerle değil, Açıkça, yüz yüze konuşurum. O Rabbin suretini görüyor. Öyleyse kulum Musa´yı yermekten korkmadınız mı?" |
| 12/9 |
RAB onlara öfkelenip oradan gitti. |
| 12/10 |
Bulut çadırın üzerinden ayrıldığında Miryam deri hastalığına yakalanmış, kar gibi bembeyaz olmuştu. Harun Miryam´a baktı, deri hastalığına yakalandığını gördü. |
| 12/11 |
Musa´ya, "Ey efendim, lütfen akılsızca işlediğimiz günahtan ötürü bizi cezalandırma" dedi, |
| 12/12 |
"Miryam etinin yarısı yenmiş olarak ana rahminden çıkan ölü bir bebeğe benzemesin." |